• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
Öğretmenim Mustafa Cengiz
1967-68 öğretim yılı, öğretmenimiz Mustafa Cengiz. Aydın Nazillili. Bizim köy kıyıda köşede olduğu için olsa gerek ki, Milli Eğitim hersene kimi bulursa onu gönderiyor. Bir sene çalışan kaçıyor, pardon tayin isteyip gidiyor. Daha birinci sınıfta yeni gelmişti Salih Güldalı hocamız. İstanbulluydu galiba. Sene sonu bir gitti pir gitti. Bir daha yüzünü göremedik. Hoşçakalın bile demedi. Sonrasında; yani ikinci sınıfta Alim öğretmen geldi sınıfımıza. Oda seneyi tamamlar tamamlamaz gidiş o gidiş. Yüzünü gören cennetlik bir daha.
   Üçüncü sınıfa geçtiğimiz de karşımıza geldi Mustafa Cengiz öğretmenim. Layıkıyla aldığı parayı hak etmeye çalışan, öğretmenlik yapmaktan gayri şey düşünmeyen adam gibi adam dı Mustafa öğretmen. 
Onunla tanışınca öğrendim ben yörük Ali türküsünü. Onunla beraber söyledim ben İzmir'in kavakları'nı. Onun tok sesi hala kulaklarımdadır. Her sözünde, her hareketinde insanın zihin altına birşeyleri yerleştirmeyi amaç edinmiş idealist bir öğretmen di Mustafa Cengiz. Sağmıdır yoksa hakka yürümüşmüdür bilmiyorum.
   Günün birinde duydum, söz olaki Nazillide yaşarmış. 2007 yazında geçerken Nazilliden sordum soruşturdum ama, nafile. Ulaşamadım. Keşke bulsaydımda bir elini öpüp halini hatırını sorabilseydim......
   ...... Eğitim yılının ikinci dönemi başlarındayız. Matematik dersinde basamakları görüyoruz.. Öğretmenimiz sayıyı söylüyor, istekli öğrenci söylenen sayıyı  tahtaya yazıyor ve basamaklarına ayırıyor. Öğretmen üç basamaklı, dört basamaklı sayıları söylüyor, herkes tahtaya kalkıyor ve yazıp basamaklarına ayırıyor. Ben ne kadar parmak kaldırsam, bir türlü tahtaya kaldırılmıyorum. Mustafa  Hoca yine basit  bir sayı söyledi. Herkes gibi bende parmak kaldırdım. Ama nafile yine beni kaldırmadı. Ben çok kızmış olacağım ki, elimi pat diye sıraya vurmuşum. Mustafa Öğretmenimle göz göze geldiğimi hatırlıyorum. -"Anlaşıldı. Sen sana verilen kıymeti bilmiyorsun''a benzer birşey mırıldandığını duyar gibi oldum. Sonrasında da tahtayı işaret etti. Bende kalktım tabi ama bacaklarımın titrediğini hala hatırlıyorum.
   "Yaz" bakalım dedi ve ekledi -bir milyon bir.  Öğretmen masası tahtanın sağ ucunda. Yani ben tahtaya dönük olduğum da öğretmen sağımda kalıyor.Sınıfa dönük olduğum da ise solumda kalıyor. Ben "100001" şeklinde yazdım ve yönümü hemen sınıfa doğru döndüm. - Aferim aferim der gibi oldu sanki. Gür bir sesle "yazdın mı? dedi. Bende aynı gürlükle "yazdım öğretmenim" dedim. Bu kez "basamaklarına da ayır bakalım" dedi kısık bir sesle. İçim cıs etti ama... Tabi ben basamaklarına ayırırken farkettim hatamı. Lakin Mustafa öğretmenim çoktan benim yanıma gelip dikilmişti. Sol eliyle öyle bir tokat attıki sağ yanağıma sol yanağımda kara tahtaya çarptı.  Mustafa öğretmenim o gür sesiyle bağırarak"bu sana ders olsun.Sabretmeyi ve saygılı olmayı bileceksin ve bu tokatıda ömür boyu unutmayacaksın"dedi.  Acımasından çok sınıf arkadaşlarımın hınzır hınzır bana bakışları beni kahretmişti o an. O güne kadar sınıftaki herkes bol keseden dayak yemişti ama ben hiç dayak yememiştim. Ve o tokat gerçekten benim kulağıma küpe oldu ve sabretmeyi öğrendim... OLayın akşamı eve vardığımda babama hızlı hızlı olayı anlattım ve Mustafa öğretmenimi şikayet ettim. babam dinledi, dinledi ve "Mustafa öğretmen hangi yanağına vurdu" diye sordu. Bende sağ yanağımı göstererek "buna" dedim. Dediğim anda sol yanağıma, mustafa Öğretmenin tokatından çok daha güçlü bir şamarın  indiğini gördüm."Öğretmen şikayet edilir mi eşşoğlusu" diye de bağırdığını duydum. Aynı Mustafa Öğretmenim gibi babamda haklıydı.
   2014 lerin şartlarıyla kimse Mustafa Cengiz öğretmenimi yargılamaya kalkışmasın. Mustafa öğretmenim sonuna kadar haklıydı. Sabretmesini bilmek gerekir. Boşuna söylememişler "sabrın sonu selamettir" diye
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1569 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.64185.6644
Euro6.38136.4069